Mesleki Genitoüriner Sistem Hastalıkları (KASIM 2020)

Mesleki genitoüriner sistem hastalıkları, Genital sistem ve Üriner sistem hastalıkları olarak iki gruba ayrılır. Bizim daha çok paylaşımımız çalışma yaşamında karşılaşılan faktörlerin üreme sağlığı üzerine olan olumsuz etkileri olacaktır.  Cinsel davranış değişikliği (libido, impotans bozuklukları), Fertilitede bozulma (spermatogenez, oognezin etkilenmesi), Gebelik ve süreçlerinde bozulma (Düşükler, ölü doğum, prematürite, düşük doğum ağırlığı, anomaliler), Üreme sisteminde fonksiyonel ve hormonal değişimler, Teratojen etki, Sterilite, fatal hasarlar, sakat doğumlar, üreme organı kanserlerib menstruasyon düzensizliği.

Tarım sektöründe çalışan kadınlar, kayıt dışı ve iş sağılığı hizmetlerinden yeterince yararlanamamakta, kontrolsüz kullanılan pestisitlerle karşılaşma üreme sistemi dahil bir çok sistemi etkileyebilmektedir.

Sağlık Sektöründe çalışanlar, Fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal ve ergonomik risk etmenleri ile yoğun karşılaşma (Hepatit B, C, Radyasyon, anestezikler, kemoterapötikler, iş stresi vb) riskini mensturasyon dönemi/gebelik/gebelik sonrası emzirme döneminde yaşamaktadırlar.

Gebeliğin büyük bölümünde iş yerinde mutajen, kanserojen etmenlerle doğrudan karşılaşma olasılığı, ağır kaldırma, uzun süre ayakta durma gibi işin yürütümüne ilişkin zorunluluklar da gebeler için mesleki risklerin başında yer almaktadır.

Kadınlar, doğuştan germ hücrelerine sahiptir ve bu hücreler , bazı toksik etmenlere karşı, diğer hücrelere oranla çok daha duyarlıdır.

Gebelik Öncesi Dönem; Genetik hücrelerde değişiklik meydana getiren çeşitli maddelere (mutajenler) maruz kalma , adet bozuklukları, cinsel fonksiyonlarda azalma, gebe kalmada güçlükler, kadın ve erkek üreme organlarında kanser ve çeşitli rahatsızlıklara yol açabilmektedir.

Gebelik Dönemi: Gebelik döneminde fetusun normal gelişimini engelleyen teratojenler, plasenta aracılığıyla anneden bebeğe geçerek, fetusta fiziksel anormallikler ,kemik ve organ bozukluklarına, özellikle gebeliğin ilk dönemi yani temel organların oluştuğu dönemde, çeşitli mesleksel tehlikelere maruziyet fetusta kalıcı ve ciddi rahatsızlıklara yol açmaktadır. İşten kaynaklı çeşitli risk faktörleri- işin tekrarı ve stres gibi, erken doğum riskini, işten kaynaklı riskler çevresel faktörler ile birleştiğinde, fetusun zarar görme riskini ve bazı kimyasallara ve radyasyona maruz kalma ise düşük kilolu doğum riskini arttırmaktadır.

Doğum sonrası dönem: Çalışma ortamında mesleksel zararlara maruz kalma, anne sütünden çocuğa geçerek, bebeğin gelişiminde çeşitli riskler ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca direkt üreme sağlığı ile ilgili olmamakla beraber, anne ve babamın çalışma ortamından, giysi, ayakkabı ve ten yolu ile ev ortamına taşıdıkları çeşitli maddeler, çocuğun gelişimi üzerinde olumsuz etkiye sahiptir.

ÇÖZÜCÜLER (Solventler) ve Organik Atıklar:  Bu maddeler, solunum ve deri yoluyla hızlı bir biçimde organizmaya girmekte ve plasenta aracılığıyla fetusa zarar vermektedir. Laboratuvarlarda, ilaç firmalarında, imalat sanayiinde, kuru temizlemede çalışanların bu maddelere maruziyet riski yüksektir. Bu sektörlerde çalışan kadınlarda düşük riski daha yüksektir.  Benzer şekilde organik atıklar da düşük kilolu doğum ve erken doğum riskini artırır.

PESTİSİTLER (Tarımsal Böcek İlaçları); Bu ilaçlar, ülkemizde oldukça yoğun olarak kullanılmaktadır. Hindistanda yapılan bir araştırmada bu maddelere maruz kalan kadınlarda düşük riski %44 olarak , kalmayanlarda ise düşük %8 olarak oldukça yüksektir.

RADYASYON (İyonize olan ve olmayan ışınlar) : Özellikle sağlık alanında çalışanlar için bir risk faktörüdür. Uluslararası Radyasyondan korunma Komisyonu, gebelik sırasında , maksimum izin verilebilir doz oranını çok daha düşük bir düzeyde belirlemektedir.

Ağır İş Yükü ve Duruşsal Faktörler: Bu faktörler düşük kilolu doğum ve erken doğum riskini artırmaktadır. Bu etkenler Uzun çalışma süreleri (haftada 40 saatten fazla), Fiziksel güç kullanımı ve ağır yük kaldırma olarak belirlenmiştir.  Gebelik üzerinde risk yarattığı saptanan mesleksel ergonomik faktörler ise, Duruş bozuklukları, Makine ile çalışma, Fiziksel güç sarfetme, Mental stres ve genel çevresel strestir.

Çalışma hayatı ile üreme sağlığı arasındaki ilişki konusunda erkeklerdeki ilk somut örnek  DBCP (di bromo chloro propane) nedeniyle oluşan sterilite olgularıdır. Azospermi saptanmıştır. Maruziyetten sonra izlenenlerde azda olsa sayımlar yükselse de azospermi  sürmüştür. Testis biyopsilerinde seminifer tüplerde harabiyet olduğu gözlenmiştir.

*Kurşun ve manganez gibi ağır metaller libidoyu azaltıcı etki gösterirler.

*Oral kantraseptiflerin üretiminde çalışanlar östrojenik hormonlara maruz kalırlar. Poliklorlu  bifeniller ve bazı  pestisidler de östrojene benzer  etki  gösterdiklerinden hormonal bozukluğa yol açarlar.

*Kurşun, libidoyu azaltıcı etkisinin yanı sıra hormonal bozukluğa da neden olur.

Spermatotoksik etkisi olan maddelerin başında Kurşun gelir. Kurşundan başka sıcak, iyonizan radyasyon, civar, DBCP, karbon sülfür gibi maddeler de sparmatotoksik etkiye sahiptir.

ÜREME FONKSİYONUNU ETKİLEYEN MESLEKSEL ETMENLER (Erkekte ve Kadında)

*Fiziksel Etmenler: Sıcaklık, radyasyon, ağır bedensel çalışma vb.

*Kimyasal etmenler: Ağır metaller (kurşun, civa, kadmiyum, manganiz), Solventler (benzen, hekzan), Pestisitler, oral kontraseptifler, etilen oksit, sitotoksik ilaçlar, anestezik gazlar, vb.

*Biyolojik etmenler ; Rubella, sitomegalovirus, toksoplazma, hepatit B, HIV, parvovirus B 18 enfeksiyonu (insanda beşinci hastalık etkeni) vb

*Ergonomik etmenler; Ayakta çalışma, ağır bedensel iş, vardiya çalışması, ağır yük kaldırma vb.

İyonize radyasyon, Hem erkek hem de kadında fertiliteyi etkiler. Ancak erkeklerde kadınlara göre çok daha düşük dozlarda etkilidir. Testislerin 15 rad dozunda radyasyona maruz kalması oligospermiye ve 30 rad doza maruz kalması geçici azospermiye yol açarken oogenez radyasyondan daha az etkilenmektedir.  Kadında 250- 500 rad dolayındaki yüksek dozlar steriliteye neden olmaktadır.  Erken gebelik döneminde 2 rad miktarındaki bir etkilenme bile lösemiye yol açabilmektedir.  Bu nedenle gebe bir kadının maruz kalacağı radyasyon dozunun 0,5 rem’i geçmemesi gereklidir.

Kurşun’un fertilite ve gebelik üzerindeki etkileri oldukça eski yıllardan beri bilinmektedir. Kurşun erkekte hem libidoyu hem de spermatogenezi olumsuz etkiler. Kurşun maruziyeti en çok akümülatör ya da otomobil radyatörü yapım ve onarımında çalışanlarda söz konusudur ve kan kurşun değeri %40 mikrogram ya da daha fazla olduğunda sperm sayısı azalır, sperm morfolojisi ve motilitesi bozulur.  Hipospermi, astenospermi, libido azalması, orgazm güçlüğü, ereksiyon ve ejakülasyon bozuklukları olduğu görülmüştür.

Kurşun plasentadan geçer ve sütte de bulunur. Gebe bir kadında %10- 20 mikrogram kan kurşun düzeyi bile mental fonksiyonlarda bozukluğa neden olabilmektedir.  Daha yüksek dozlarda maruz kalındığında ise kurşun, erken membran yırtılması, erken doğum ve düşüklere yol açmaktadır. Bu nedenle örneğin, İngiltere de kadınların kurşunun kullanıldığı işlerde çalışmasına izin verilmemektedir. Gebe bir kadında kanda ya da kordon kanında kurşun düzeyinin %10 mikrogramın altında olması gereğine işaret edilmektedir.

CİVA: Bir ağır metal olan civanın da fertilite üzerine olumsuz etkileri vardır. Doğan bebeklerde de mental ve motor gelişme gerilikleri olduğu saptanmıştır. Ayrıca civa maruziyetinin kromozom anomalilerine yol açtığı yönünde bulgular da vardır.

KADMİYUM: Bugüne kadar insanlarda üreme sistemiyle ilgili bozukluk saptanmamış olmakla birlikte deneysel olarak hem erkek, hem de dişi sıçanlarda yüksek dozda kadmiyumun maruziyeti sonucu fertilite bozuklukları olduğu gözlenmiştir. Gebelikte maruz kalındığında da kadmiyum intrauterin büyüme ve  gelişmeyi etkilemektedir. Kadmiyuma maruz bırakılan gebe sıçanların yavruları daha küçük ve anemik doğmuşlardır.

PESTİSİTLER: Üreme sistemi üzerinde etkisi en iyi bilinen pestisid DBCP (di bromo chloro propane) dir. Erkekte spermatogenez  üzerinde olumsuz etki sonucu steriliteye yol açmaktadır. Fazla etkilenmelerde sterilite kalıcı olabilir. Çok sayıda pestisidin hayvan deneylerinde mutajenik ve teratojenik etkisi olduğu gösterilmişse de insanda bu yönde bir bulgu yoktur.

BENZEN: Asıl toksik etkisi hematopoetik sistemle ilgili olan benzenin üreme sağlığı bakımından da önemi vardır. Kromozom aberasyonuna yol açar, anormal uretus kanamalarına neden olur. Toluen ve ksilen maruziyetinde ise benzenin neden olduğu etkiler Görülmemektedir.

KARBON SÜLFÜR: Suni ipek yapımında sıkça kullanılan bir maddedir. Erkeklerde libido azlığı, ereksiyon güçlüğü, oligospermi ve astenospermi gibi bozukluklara yol açtığı bulunmuştur.

ETİLEN OKSİT:  Etilen oksit maruziyeti olanlarda  düşüklerin fazla olduğu bilinmektedir.

İşyeri Ortam Analizleri olarak;  Eşik Sınır Değer (ESD –TLV), Müsaade Edilen Azami Konsantrasyon Değeri  (MAC), Radyasyon ve EMA vb. ölçümler gerçekleştirilmelidir.

Paylaş:

Bir Cevap Yazın