İlk Yardıma Giriş ve Vücudumuzdaki Sistemler

Öncelikle anlatacak olduğumuz ilk yardım konusunu daha iyi anlayabilmek için, bedenimiz hakkında bazı açıklamalara ihtiyaç duyuyorum. Öncelikle yüce Rabbim tüm canlıları ve kainatı olduğu gibi insanı da mükemmel bir şekilde yaratmış. Bir çok canlıda olduğu gibi insanın da en küçük yapı taşı HÜCRE dir.

Hücreler kendilerine özel özelliklerde olup, aynı özellikteki hücreler bir araya gelip DOKU ları,  dokular bir araya gelip organları, organlar bir araya gelip sistemleri, sistemler bir araya geldiğinde de harika bir eser olan İNSANı meydana getiriyor.  Hücreye örnek olarak  mesela; kas hücresi, kemik hücresi, epitel hücresi, sinir hücresi gibi hücreler sayılabilir. Dokuya örnek;  kas dokusu, kemik dokusu, epitel dokusu, sinir dokusu… Organa örnek;  kol, bacak, mide, karaciğer, beyin… Sisteme örnek; hareket sistemi, dolaşım Sistemi, solunum sistemi, sinir sistemi…

Bu sistemlerden, solunum sistemi;   nefes alıp verdiğimiz, başlangıcı ağız ve burun olan, soluk borusu ile akciğerleri içine alan sistemdir. İnsan havasız yaşayamaz. Hava dediğimiz maddenin içerisinde belli oranlarda bazı gazlar vardır. Hayati öneme haiz olan oksijen olsa da, karışım özelliği bozulduğunda yine problem oluşabilir.  Kaba bir bilgidir ama şunu da hatırlatalım, hani aldığımız hava temiz, verdiğimiz hava kirli diyoruz ya, Yani oksijeni alıyoruz, verirken o oksijen miktarı düşük oluyor, bu arada karbondioksit miktarı veya karbonmonoksit miktarı biraz daha artmış oluyor verdiğimiz havada.  Gerek bronşlarda, gerekse akciğerlerde bir sorun oluştuğunda hava alamadığımızda kanımızdaki oksijen miktarı giderek azalacağı için hücreler beslenemez ve özelliklerini kaybederler. Oksijensizliğe en hassas hücreler sinir hücreleridir ve eğer beyin, oksijensiz olarak 4- 6 dakika kadar kalırsa, hayati sorun oluşur. Solunum nefes alıp vermekle anlaşılır. Yaşı küçük olanlarda daha hızlı olmak üzere, yetişkin bir insanın dakikadaki nefes sayısı  14- 16 gibi sayıdadır. Yorulunca, havasız yerde kaldıkça, yaş küçüldükçe, bazı hastalıklarda bu sayı artar.

Dolaşım Sistemi ise, merkezi kalp olan, kalbin pompa vazifesi gördüğü, atar ve toplar damarlar ile kılcal damarlardan oluşan sistemdir. Nefes ile akciğere ulaşan havadaki oksijenin, oradaki alış veriş sonrasında  Kan dolaşımına geçmesi , bağlanması ve taşınması ile oksijen doku ve hücrelere taşınmış olur.  Yani bir insan sadece nefes alarak yaşayamaz, çünkü önemli olan akciğere havanın gitmesi değil, o havadaki oksijenin, kan dolaşımına geçip ilgili hedef hücrelere ulaşmasıdır.  Tam aksini de düşünebiliriz, bir insanın kalbinin çalışması, nefesinin olmaması da yeterli değildir, o zaman da kandaki oksijen miktarı düşeceği için yine hücreler olumsuz etkilenecekler. Dolayısıyla dolaşım ve solunum sistemleri ve tabiki de diğer sistemler hep birlikte uyum içerisinde çalışırlarsa ancak insan sağlıklı olur ve yaşamını devam ettirebilir.  Bu konulara ileride yeri geldikçe daha farklı şekillerde değineceğiz. Kısaca solunum nefes alıp verdiğimiz sistem, dolaşım ise kanı bedenimizde dolaştıran sistemdir. Her ikisi de hayati sistemlerdendir.

Üçüncü bir sistemimiz Sinir Sistemi. Sinir sisteminin merkezi beyindir. Beyincik, omurilik ve vücudun her tarafına bir ağ gibi yayılmış olan sinir hücreleri de sinir sisteminin birer parçasıdır.  Bir bedeni her yönüyle yöneten, idare eden, sistemleri çalıştıran, aralarındaki ilişkiyi kuran, düşündüren, konuşturan vs. her şeyi sinir sistemi yönetir.  Beyin insanın en önemli organıdır. Nasıl ki insan değerli şeyleri üstte saklarsa, Rabbim de beyni bu bedenin en üstüne ve etrafını kafatası kemikleri ile koruma altına almak suretiyle yaratmıştır. Bazı hücreler kendini yenileyebilirken, sinir hücrelerinin kendilerini yenilemesi nadir istisnalar dışında mümkün değildir. Bundan dolayı sinir sisteminin bütünlüğünün bozulmaması ve hasar görmemesi çok önemlidir.  Beyin ölümü gerçekleşmeden bir kişinin öldüğü tıbben kabul edilmez.

Bir başka sistem ise iskelet sistemidir. Kemik , kas ve eklemlerden oluşur.  Omurga, kol, bacak vs.

Sindirim sistemi, Boşaltım sistemi, Üreme sistemi, Lenf  sistemi  gibi sistemler de diğer sistemlerdir. Hiçbir sistem diğerinden önemli veya önemsiz değildir ancak hayati olan sistemler yaralanma ve kazalarda öncelik arzetmektedir. Dolayısıyla bir ilk yardım yaparken en erken nelere bakmalıyız, hasar görüp görmediğini ne şekilde anlayabiliriz, hangi durumlarda artık buna bir şey yapmaya gerek yok demeyi öğreneceğiz. Çoğu kere bir sağlık kuruluşunun girişinden geçen kişi yaralanmış olan elini sarkıta sarkıta geçtiği için yerde kandan bir çizgi oluşur. Oysa,  O kişi kanayan elini, kafasının üzerine koyup ta yürüseydi belki de hiç kan kaybı olmayacaktı.

Bu yazıda hücre, doku, organ ve vücudumuzdaki sistemlerden kısaca bahsettik. Konu ile ilgili kafanızda oluşan sorular varsa yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın