Kanama Durumunda İlk Yardım

Hepimizin bildiği bir maddedir KAN ve hayati özelliği vardır. Şöyle bir örnekle önemini anlatalım. Mesela kişinin kalbi sorunsuz çalışıyor ve kanı vücuda pompalıyordu. Peki kan azalınca ne olacak tabi ki kan aynı miktarda kanı vücuda özellikle beyine ulaştırmak için atım sayısını hızlandıracak, kan azaldıkça hızlanacak ve nihayetinde sayıca belli bir miktarın üzerine çıkınca artık verimli bir kalp atımından bahsedemeyeceğiz. Yani  su motoru nasıl ki susuz kalırsa çalışamıyorsa, kalpteki sıvı miktarı da azaldıkça çalışmasını başarılı bir şekilde sürdüremiyor ve nihayetinde hayati fonksiyonları etkiliyor.

Dolayısıyla damarlardaki kanın beden için önemi çok büyük. Bundan dolayı kazazedenin kanama durumu var mı diye tespit yapılır. Kanı taşıyan damarlar kabaca 3 gruba ayrılırlar. Temiz kanı vücuda taşıyan damarlar atardamarlar, kirli kanı kalbe taşıyan damarlar toplar damarlar ve kanın hücreler arasında alışverişini sağlayan damarlar ise kılcal damarlardır.

Atardamarlar basınçlı kan taşırlar, basınçlı olduğu için daha çok kasların içinde veya altında yer alırlar. Nitekim onları hissettiğimiz yerler NABIZ aldığımız yerlerdir. Atardamarların bütünlüğünün bozulması ile tazyikli olarak ve açık kırmızı renkte kan kaybı olur. Kısa sürede fazla kan kaybı olabileceği için en tehlikeli kanamalar atardamar kanamalarıdır. Bir an önce müdahale edip, kan kaybının minimumda tutulması önemlidir.

Toplardamarlar, doku ve hücrelerden geriye dönen kanı taşıyan damarlardır, kalbe kanı geri götürürken kalbin negatif basıncından ve kasların hareketlerinden, damarların içindeki geri dönüş hareketinden faydalanılır. Bunların parçalanması ile tazyikli olmayan, akar tarzda  ve koyu kırmızı renkte bir kanamadan bahsederiz, büyük toplardamarlarda kanama durdurma mekanizması faaliyete geçemeyebilir ve atardamar kanaması kadar olmasa da onlar da tehlikeli kanamalara sebep olabilirler.

Kılcal damar kanamaları ise sızıntı tarzında olan kanamalardır. Kan kaybı açısından tehlike oluşturmazlar. Ancak bulundukları yer itibariyle riskli sonuçlar oluşturabilirler. Beyindeki veya gözdeki bir kılcal damarın kanaması ile bedende ciddi sıkıntılar oluşabilir.

Kanamalar iç ve dış kanamalar olarak ikiye ayrılır. Dış kanamalar yukarıda anlattığım gibi atardamar, toplardamar ve kılcal damar kanamalarıdır. İç kanamalar ise dışarıdan görünmeyen, organların içine olan kanamalardır. Özellikle beyin kanamaları, karaciğer, akciğer ve mide kanamaları gibi kanamalar ile dalak parçalanması sonucu karın boşluğunda olan kanamalar iç kanamalardır. Ayrıca ana damarlardan en sıklıkla aort yırtılmasıyla da iç kanama oluşabilir ve en acil durumlardan birini teşkil eder.  Farkedilmesi gecikeceği için iç kanamalarda kan kaybı daha çok olabiliyor ve daha hayati önem arzediyor.

Kişinin renginin solukluğu, nabzının yüzeyel olması ve hızlı olması, dudaklarının renginin giderek azalması,soğuk terleme, halsizlik, bilinçteki bulanıklaşma, ölçülebiliyorsa tansiyonun yok denecek kadar düşük olması, oksijen saturasyonunun düşük olması  gibi bulgular aksi ispat edilinceye kadar kan kaybı olduğunu gösterir.

İnsan bedeninin ağırlığının 1/13 kadarı kandır. Normal yetişkin bir insandaki kan miktarı 5- 6 litre kadardır.  1 litreden fazla kan kaybı hayati fonksiyonları etkilemeye başlar. Onun için kanamalara en hızlı şekilde müdahale etmek gerekir. Kanamanın yerine ve şiddetine göre uygun olan kanama durdurma metodu uygulanır.

  • Kanayan bölgeye basınç uygulanabilir
  • Kanayan bölge kalp seviyesinden yukarıda tutulur
  • Kanamanın olduğu bölgeye kan getiren Atardamara basınç uygulanır
  • Kanayan bölgeye soğuk tatbik edilebilir. Soğuk, kan akımını azaltacağından kanamayı da azaltabilir.
  • Kanayan yerin temiz bir gazlı bez ile sıkıca kapatılması da kanamalarda kullanılabilir.
  • Turnike uygulanabilir. Turnike, vücutta uzun olan ve tek olan kemikler üzerine uygulanabilir. Yani dirsek ile omuz arası veya diz ile kalça arasındaki bölgelere gerek el, gerekse de ayaklardaki yaralanma ve kanamalarda geniş olan malzeme ile kravat, bez, kumaş parçası vs. ile sıkarak kanamayı durdurma yöntemidir. İnce veya metalik olan malzemelerle turnike işlemi uygulanmaz. Turnikeyi uyguladıktan sonra ortalama 20 dakika da bir turnike gevşetilir, kan geçişine müsaade edilir ve daha sonra tekrar sıkıştırılır. Bu şekilde bile en fazla 2 saat turnike uygulaması yapılır.

Gerek iç gerekse dış kanamalarda kan kaybını en azda tutmak için veya şoka girmemesi için işlemleri acil uygulamalıyız.

Kanamaların durdurulmasında bazı durumlar özellik arzedebilir. Mesela burun kanamalarında eğer aksi bir durum yoksa, kişi yatırılmaz, oturtulur, başı hafif öne doğru eğilir, burun kanatları üzerinden parmaklarla basınç uygulanır. 15 dakika kadar basınç uyguladıktan sonra bırakılıp kanamanın devam edip etmediğine bakılır, devam ediyorsa aynı işlem tekrar yapılır.

Genelde burun kanamalarında yapılan yanlış, kafayı geriye doğru atıp hatta sırtüstü yatırmaktır ki bu durumda kanama hem artar hem de dışarıya değil, geniz yoluyla mideye doğru gideceğinden kişi kanamanın durduğunu  zannedebilir ve işi hafife alabilir, bu da kan kaybının miktarını artırmış olur.  Alına ve enseye buz uygulanması, soğuk tatbik edilmesi de kanamanın miktarını azaltabilir.

Tansiyon yüksekliğine bağlı burun kanamalarında da aynı işlem yapılabilir.  Eğer kanama durmuyorsa bir hekime veya sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

Ağız kanamalarında , soğuk suyla ağzı çalkalamak kısmen etkili olsa da , diş çekimi sonrası olan kanamalarda diş hekiminin uyguladığı tamponu belli bir süre çıkarmamak, gerekirse o tampon üzerinden yine aynı bölgeye şiddetli basınç uygulamak,  gıda olarak soğuk gıdalarla beslenmek önemlidir.

Kulak kanamaları kafa travmalarından sonra olabilir veya bazı kulak hastalıklarında kulak zarının hasar görmesi sonucu ya da hiç yapılmaması gereken kulağa bir şeyler sokup karıştırmak ya da kaşımak sonucu zar hasar görmüş olabilir, her durumda kanayan kulak altta kalacak şekilde kişiyi yan yatırmak önemlidir. Bu şekilde kanın içeride birikmesini önlemiş oluruz. Kulak kanamalarında kanama miktar olarak değil, bulunduğu bölge olarak tehlike arzeder.  Kulak kanamalarında sebep ne olursa olsun, kanamayı engellemek için herhangi bir işlem yapılmaz.

Mide kanamaları iç kanamalar grubuna girer ve çoğunlukla mide hastalıklarını takiben olabilir. Bazen bir ağrı kesicinin alınması bile midenin kanamasına vesile olabilir.  Kusma ile birlikte kan gelir. Bunun rengi genelde koyu kırmızıdır, kahve telvesine benzeyebilir. Kaybedilen kan miktarına bağlı olarak baş dönmesi, halsizlik, bayılma, susuzluk hissi, ağızda kuruma, tansiyon düşüklüğü ve daha ileri durumlarda hayati bir tehlike olan şok durumlarıda görülebilir. Ağızdan bir şey verilmeden, hayati bulgularını kontrol ederek, kustuğu kanın nefesini etkilemesini engelleyerek acilen bir sağlık kuruluşuna ulaştırılır.

Hemoroid kanamaları da özellikle kendini ihmal etmiş olan hastalarda önemlidir.  Uygunsuz bir gıda ile beslenen veya kabızlık olan kişinin hemoroidi kanayabilir. Bunlar bir süre sonra kendiliğinden durabilen kanamalar olmakla birlikte, ağrısı ve şiddeti çok ise mutlaka sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Burada da amaç kan kaybını azaltmak olduğu için baş mümkün olduğunca aşağıda olacak şekilde pozisyon verilir ve sağlık kuruluşuna iletilir.

Tansiyonu yüksek olan veya belli bir süre içinde kafa travması geçirmiş olan, ya da doğuştan damar anomalisi olan bazı kişilerde ise aniden beyin kanamaları oluşabilir.  Şiddetli baş ağrısı, yüz kızarıklığı ve aniden bilinç kaybıyla kendini gösterebilir.  Bedenin yarısında veya tamamında veya belli bir seviyenin altında kısmi felçler de görülebilir. Acil vakalar grubundandır, sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.

İç kanamaların tamamında hastaya veya kazazedeye cerrahi müdahale yapılabileceği ve de solunum yolunu etkileyebileceği için ağızdan herhangi bir şey yedirilmez veya içirilmez.

Paylaş:

Bir Cevap Yazın